Diplomasi En Güzel Böyle Anlatılır
24 Ağustos 2021
Pabucun Dama Atılması
13 Eylül 2021

Hırsızın Elini Kesmek mi?

Muhammed Antil kardeşimin sosyal medya paylaşımından.
İslâm, önce suça sebep olacak nedenleri ortadan kaldırır. Suça neden olacak sosyal bir noksanlık kalmadıktan sonra ceza verir.
İslâm cezâ kâideleri Dâr’ul İslâm’da yani İslâm’ın devlet idâresinde egemen olduğu yerde uygulanır. Müslümanlar şahsi olarak, cemaat ya da grup olarak kendi başlarına ceza uygulayamazlar. Cezaları ancak ve ancak meşrû, rüşdünü ispat etmiş İslâm devletinin şer’î mahkemeleri, kadısı verebilir.
İslâm bütüncül bir hayat sistemidir. İslâm ne sadece cezâ müeyyideleri olan ne de yalnızca vicdanî veya ahlâkî bâzı öğretilerin yaşadığı mistik bir inançtır. İslâm parçalanamaz bir sistemdir. Bir kısmına iman edip bir kısmına itaat edilmeyecek bir inanç ve davranışlar bütünü de değildir.
İslâm hayâtın tüm noktalarıyla bir saat gibi işleyen sosyal bir düzen vâdeder. İslâm’ın bir kısmı hayattan el çektirilirse geri kalan kısmı da işlevini yitirir. Zâten İslâm’ın emir ve yasaklarının bir kısmını kabul ve bir kısmını reddetmek insanı İslâm’ın sınırlarının dışına çıkartır.
İslâm cezâ hukukuna göre hırsızlık yapanın eli kesilir. Bu hüküm, Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça emredilmiştir.
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالاً مِنَ اللّٰهِؕ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
“Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.”
[Mâide Sûresi 38. Âyet]
Hırsızlığın bâzı sebepleri vardır; ihtiyaç, zarûret, ahlâksızlık ve cehâlet.
Peki İslâm hukûku hangi hırsızlık durumunda cürmü işleyene el kesme cezası verir?
Öncelikle şu kaydı düşmek gerekir; İslâm idâresi altında hayatlarını sürdüren müslüman ve müslüman olmayan tüm ahâkinin temel ihtiyaçlarını İslâm devleti karşılamakta mes’uldür. Gıda, mesken, giyim, eğitim, sağlık, evlenme ve iş gibi ihtiyaçlar İslâm’da zarûrî ihtiyaçlardandır.
İslâm’ın ahkâmının hükmünü sürdüğü ilk yüzyılda kesilen ellerin sayısı iki elin parmak sayısından daha fazla değildir.
İslâm cezâ husûsunda mağduriyetlerin önüne geçmek için çok hassas kıstaslar koymuştur.
Rasûlullah (Sav) şöyle buyurmuştur:
“Şüpheli durumlarda, cezaları kaldırınız.”
El kesme cezasının verilebilmesi için çok sayıda şartın topluca beraber bulunması gerekir:
1-) Hırsızın akıllı ve mükellefiyet sâhibi olması gerekir.
2-) Malın gizlice aşırılmış olması gereklidir.
3-) Çalınan malın en az bir altın kıymetinde olması gerekir.
4-) Malın muhâfazalı bir yerden veya sâhibinin yanından çalınmış olması gerekir.
5-) Çalınan malda hırsızın mülkiyeti olmaması; mülkiyet şüphesi dahi bulunmaması şarttır. Ortak, ortağının malından çalsa eli kesilmez.
6-) İki âdil erkeğin şâhitlik etmesi veya hırsızın itîrafta bulunması gerekir.
7-) Ot, odun, kuş, av hayvanı gibi kamuya âit malların çalınmasında el kesilmez.
8-)Çabuk bozulan; et, süt ve yaş meyveden dolayı el kesilmez.
9-) Haram olan oyun âleti, içki gibi kötü şeylerin çalınmasından dolayı el kesilmez.
10-) Kamuya ait bir malı çalmakla da kişinin eli kesilmez. Çünkü bu hazine malında kendisinin de bir payı vardır.
11-) Bir kimse eşinden, babasından, çocuğundan ve soyca evlâtlarından çalsa eli kesilmez.
12-) Bir misâfir, misâfir bulunduğu evden ve bir hizmetçi, çalıştığı yerden çalsa eli kesilmez.
13-) Mahkemeye başvurulmadan önce hırsız, o malı sâhibine geri verse, eli kesilmez.
14-) Malı çalınan hazır bulunup hırsızdan dâvâcı olmadıkça, hırsızın eli kesilmez.
15-) Sol eli iş göremeyecek şekilde parmaklarından arızalı ise yine eli kesilmez.
16-) Açlık gibi bir zaruretten dolayı hırsızlık yaptığı anlaşılırsa yine eli kesilmez.
Yukarıdaki maddelerde görüldüğü üzere bir hırsıza el kesme cezasının verilebilmesi için çok sayıda şart mevcuttur. Bütün bu şartlara çerçevesinde hırsızlık yapanlar “el kesme” cezasına çarptırılır.
Her türlü hırsızlık, ahlâksızlık ve hak gasbının yaygın olarak yaşandığı dünyamız kuşku yok ki İslâm’ın kusursuz sosyal düzenine ve caydırıcı cezâ hukûkuna ihtiyacı vardır. “Kısasta hayat vardır.” sözü dönemin en mühim ihtiyacı olan huzur ve sükûnun çözüm reçetesidir.
Selâm ve duâ ile…

Bir cevap yazın